MİT TIR’ları soruşturmasında Can Dündar ve Erdem Gül’e tutuklama talebi

MİT TIR’ları soruşturmasında Can Dündar ve Erdem Gül’e tutuklama talebi

321
Paylaş

MİT tırları soruşturması kapsamında ifade veren Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül, savcılık tarafından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Dündar ve Gül hakkında, Suriye’deki gruplara Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait TIR’larla silah ve cihatçı sevk edildiği iddialarına ilişkin haber ve görüntüler nedeniyle soruşturma başlatılmıştı.

TCK’nın 314/2’inci maddesine göre “teröre yardım ve yataklık”, 328’inci maddesine göre “siyasi ve askeri casusluk amacıyla gizli bilgileri temin etmek” ve 330’uncu maddesine göre “siyasi veya askeri casusluk amacıyla gizli kalması gereken belgeleri açıklamak” ile suçlanıyorlar.

Karar öncesinde ise, gergin bir bekleyiş vardı. Dündar ve Gül, savcılıkta yaklaşık 2 saat kalıyor. Can Dündar, savcılığın kapısında belirince gazeteciler çevresini sarıyor. ‘Nasıl geçti, ne sordular, siz ne dediniz’ soruları havada uçuşuyor.

Biz de bir kenarda sorularımızı yöneltiyoruz: Ne sordular?

“MİT tırları haberini neden yayımladınız, dediler. Biz de basın tarihinin Watergate’ten Wikileaks’e bu gibi örneklerle dolu olduğunu anlattık. Devletin güvenlik ihtiyacı ile halkın bilgi alma ihtiyacı çelişebilir. Devlet bazı bilgileri gizlemek ister. Ama basın iyi ki bunları açığa vurmuştur. Hem konuyu aydınlatmak hem de daha büyük hatalardan korunmak adına…”

Can Dündar, ifade sırasında “FETÖ terör örgütüne (Gülen cemaati için AKP çevreleri ve yargıyla polisin kullandığı ifade)” yardımcı olmakla suçlandığını, haberin kaynağının kendisine sorulduğunu, kaynağını açıklamamakla birlikte bunun Cemaat olmadığını özellikle belirttiğini söylüyor.

“Bahsettikleri örgüt, Cumhuriyet Gazetesi’nin yıllardır tehlikesine dikkat çektiği, mağdur olduğu bir örgüt. Biz bu örgütlenmeyle mücadele ederken karşımızda devlet vardı. O zaman bu örgüte sahip çıkanlar şimdi tehlikenin farkına vardılar. Sorgulanması gereken ben değilim. ‘Ne istediler de vermedik?’ diyen Cumhurbaşkanıdır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, söz konusu ifadeyi Kasım 2013’te başbakan olduğu dönemde kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT TIR’ları haberinin yayımlanmasının ardından Cumhuriyet Gazetesi ve Can Dündar’dan kişisel olarak şikayetçi olmuş, yapılan haberin gazetecilik olmadığını savunmuştu.

Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara temsilcisi Erdem Gül ise IŞİD bayrağının dalgalandığı Atme kampına cihatçı taşındığını belirten haberlere imza atmıştı.

Erdem Gül’le ifadesi alınmadan önce konuşma fırsatı buluyoruz. “Niye bu haberi yaptın, niye devletin gizli belgesini ifşa ettin, derlerse şu yanıtı vereceğim” diyor:

“Bir gazeteci, ülkesinin tehlikede olduğunu görüyorsa bu haberi yapmak onun görevi, zorunluluğudur. Böyle bir tehlike olduğu anlaşıldı zaten. İki katliam yaşadık. Temmuz’da Suruç, Ekim’de Ankara. Bu katliamların işareti olacak bir haber idiyse benim haberim, bunu yazmamak mesleğe ihanet olurdu.”

Dündar ve Gül’le dayanışmaya gelen kimi gazeteci ve siyasetçiler ise savcılığın haberlerin basılmasının üzerinden aylar geçtikten sonra iki gazeteciyi ifade vermeye çağırmasının siyasi bir boyutu olabileceği görüşünü paylaşıyor ve zamanlamaya dikkat çekiyorlar.

Gazeteci Hasan Cemal, yargının bağımsızlığına açık darbeler indirildiğini ve bu soruşturmanın ifade özgürlüğüne “kaba bir saldırı” olduğunu söylüyor. Cemal, “Kuvvetler ayrılığının hiçe sayıldığı bir ülkede ifade özgürlüğü yerlerde sürünüyor.” yorumunda bulunuyor.

‘Tesadüf mü?’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı Orhan Erinç ise “Cumhurbaşkanı Rus uçağıyla ilgili yaptığı değerlendirme sırasında MİT tırları haberini de gündeme taşıdı. Bazı gazeteler de bunları yazıyorlar, diye uyarıda bulundu. Bugünkü ifade verme çağrısı daha önceden mi planlandı, tesadüfen mi aynı güne rastladı, yoksa öyle değil mi?” diye soruyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 24 Kasım’da yaptığı konuşmada şöyle demişti:

“MİT TIR’ları hadisesini hatırlıyorsunuz değil mi? İşte o TIR’lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki “Başbakan TIR’ların içinde silah yoktu” diyordu. Varsa ne olacak yoksa ne olacak? Oraya insani yardım götürüyoruz. Kim onlar? Mağdur, mazlum, bizim Bayırbucak Türkmen kardeşlerimiz.”

Cumhuriyet Gazetesi’nde 29 Mayıs’ta yayımlanan ve soruşturma konusu olan haberde TIR’ların yardım görüntüsü altında silah taşıdığı iddiaları manşete taşınmıştı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu bu dosyanın hükümetin AB reformlarına bağlılığını ve Başbakan Davutoğlu’nun vadettiği temel hak ve özgürlük standartlarını sınayacak nitelikte olduğu kanaatinde.

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2015 Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 149’uncu sırada bulunuyor.

Can Dündar ve Erdem Gül ifade vermelerinin ardından şimdi haklarında verilecek kararı beklerken, gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.

Gül, “Sırtımızda yumurta küfesi yok. Haber yaptık. Rahatım. Otosansür, sansür, gazeteciliğin asıl tutukluluk hali bunlardır. Sonuna kadar yazmaya devam edeceğiz.” diyor.

Can Dündar da “Halkın haber alma hakkına sahip çıkmaya, gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Basın tarihi bir mücadeleler tarihidir. Adliye kapılarında kazanılan bir kavgadır. Biz bir sınır çiziyoruz şu anda. Bazen ağır bedeller pahasına olsa bile” diyor.

Tutuklama talebi

Birazdan savcılık kararı duyuluyor. Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevkedildikleri haberleri yayılıyor.

Bekleyiş, bu kez biraz daha tedirgin bir şekilde mahkemenin önüne taşınıyor.

Content Protection by DMCA.com

Okudunuz Bitti, Peki Ne Düşünüyorsunuz?