İstanbul’ un En Tekinsiz 9 Mekanı

İstanbul’ un En Tekinsiz 9 Mekanı

1188
Paylaş

İstanbul’ un tarihi çok eskilere dayanır. Geçmişinden bugüne kadar taşığı rivayetler de hala tüyler ürpertiyor. Yolunuz düşer de merak ederseniz diye, İstanbul’ un en tekinsiz mekanları…

Yusuf Ziya Paşa Köşkü – Perili Köşk

istanbul-tekinsiz-yerler-1

Mısırlı Yusuf Ziya Paşa Köşkü veya halk arasındaki adıyla Perili Köşk’ün yapımına 1910’da başlandı. Ama köşkün yapımıyla birlikte çeşitli talihsizlikler de yaşandı. Köşkün en üst katlarının inşaatı bitmiş ve Yusuf Ziya Paşa sevdiği kadınla köşke yerleşmişti. Ama alt katların inşaatı bitmek bilmiyordu. Yusuf Ziya Paşa, iflasın eşiğine geldiği günlerde Mısır’a göç etmek zorunda kaldı. Rivayete göre bu sıralarda aşık olduğu eşi kendisini terk etti. Kalbi kırılan paşanın inşaatı bilerek tamamlamadığı iddialar arasındaydı.

erili Köşk, yapıldığı yıllardan itibaren Boğaziçi’nde yaşayanların hayal gücünü kışkırtmaya devam etti. Çevrede yaşayanlar boş katlarda geceleri eski elbiseler giymiş uzun saçlı genç bir kadının gezindiğini söylediler. Buna benzer söylentiler ve iddialar hiç bitmedi. Perili Köşk 1990’lı yıllarda yıkılıp yeniden yapılırken Samsun’dan getirilen işçiler de paşanın karısının hayaletini gördüklerini iddia ettiler. Köşkte Yusuf Ziya Paşa’nın ilk eşine ait bir ayna ve piyano bulunmaktaydı. Aynaya bakan işçiler eski elbiselere bürünmüş bir kadın hayaleti gördüklerini iddia ettiler. Borusan Holding tarafından köşk 2030 yılı sonuna kadar kiralandı.

 

Cemil Molla Köşkü

istanbul-tekinsiz-yerler-2

Kuzguncuk’tan, Beylerbeyi’ne doğru giderken tam tünele girmeden önce sağ tarafınızda yükselen beyaz yapı… Yanından arabayla geçerken bile korkardı insan. Köşk, 1885 yılında, Mahmud Cemil Efendi tarafından yaptırılmış. Kendisi Cemil Molla ismi ile meşhurmuş. Beyaz köşkte saz bitince söz başlarmış. Ancak, gün gelmiş borçlar yüzünden Molla ailesi köşkten çıkarılmış.

Daha son köşkü satın alan aile bu köşkün içinde mutluluğu bulamamış. Beklenmedik ölümler yaşamışlar. Geride kalanlar bu durumdan çok tedirgin olmuş ve köşkü terk edip uzun yıllar bahçede yeni yaptırdıkları binada yaşamışlar. Kuzguncuk halkı, ermiş olarak gördüğü Cemil Molla’nın ruhunun köşkün bahçesinde dolaştığına inanır. Cemil Molla’nın köşkü 1950’lerin başından, 1990’ların sonuna kadar boş kalır. Bu dönemde köşke birçok alıcı çıkar ama anlatılan hurafeleri duyanlar kuleli köşkün içini bile gezmeden kaçarlar. Hatta semt çocuklarının dilinde hep, “işçiler burayı bir türlü yenileyemiyorlar, hepsi geldiği gibi kaçıyorlarmış” söylentileri dolaştı uzun yıllar…

Mesa Holding, yapımından tam yüz yıl sonra köşkü satın aldı.

 

Molla Zeyrek Camisi

istanbul-tekinsiz-yerler-3

Fatih’te, Zeyrekhane olarak bilinen bölgedeki Molla Zeyrek Camisi, İstanbul’un fethinden sonra Pantokrator Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle ortaya çıkmış bir yapı. Caminin şu anda park hâline getirilmiş arazisine bakan sokak ise oldukça esrarengiz. Orada çocukluğu geçenlerin anlattığına göre, parkın olduğu yer eskiden bir ahırmış ve ahırın içindeki kuyu ve altındaki mahzen, korkulan bir yermiş. Geceleri, ahırdan çığlık sesleri duyulurmuş, Hayvanını bağlayanlar, akşamları buraya gitmeye korkarmış. Ahırın altından Ayvansaray’a giden bir tünelin varlığı konuşulurmuş. Şimdi o ahırdan hiçbir iz yok, yerinde manzarası güzel bir park var. Geceleri çığlık sesleri duyduğunu iddia edenler ise hala mevcut.

 

Cevahir Bedesteni

istanbul-tekinsiz-yerler-4

Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en gizemli mekanlarından biri olan Kapalıçarşı, dünyanın en eski alışveriş merkezi olma özelliğine de sahip. Zira bu mistik ve kozmopolit mekan, gün içinde binlerce turisti ağırlıyor. Kapalıçarşı’nın bir diğer özelliği ise, ezoterik tarikat üyelerinin buraya gelmesi. Çünkü tarikat üyelerinin inancına göre, “Cevahir Bedesteni”ndeki bir nokta farklı bir zaman boyutuna açılıyor.

 

 

Tezveren Baba Türbesi

istanbul-tekinsiz-yerler-5

Dolapdere civarında bulunan Tezveren Baba, Osmanlı zamanında şehit düşmüş. Şu anda, türbenin bakımıyla ilgilenen Veda Pehlivan’ın anneannesi de zamanında türbenin bakıcısıymış. Rivayete göre Tezveren Baba’nın ayakları yokmuş ve takunyaları eline takıp dolaşırmış. Anlatılana göre, bu takunyaların tıkırtıları duyulurmuş. Hatta Veda Pehlivan’ın anneannesi hayattayken onu gördüğünü söylermiş. Bugün ziyaretçiler yanlarında takunya getiriyorlar çünkü Tezveren Baba’nın ibrikle abdest aldığına inanılıyor.

 

Alman Generalin Büyükada’daki evi

istanbul-tekinsiz-yerler-6

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda görev yapan Alman generale ait olduğuna inanılan ev, Büyükada’nın tepesinde çok ıssız bir yere inşa edilmiş. Yokuş yukarı fayton yolculuğunun ardından koruluğun içinde uzun bir yol yürüyüp tepeye vardığınızda, harabe haline gelmiş kalıntılar, garip bir bahçe kapısı ve ayakta kalan bir müştemilat çıkıyor karşınıza. Perili olduğuna inanıldığından yıllardır ada halkı mekandan uzak durmuş.

 

 

Yedikule Zindanları

istanbul-tekinsiz-yerler-7

Yedikule Zindanları 390 yılında imparator I. Theodosius tarafından inşa edilmiştir. Kayıtlarda bu yapının devlet evraklarının saklandığı, yerli ve yabancı esirlerin hapsedildiği bir yapı olduğu yazmaktadır. Ama kayıtlarda yazmayan bir efsane halk arasında dolaşır. Efsaneye göre; zindanlara hapsedilen önemli esirler arasında bir pagan da bulunmaktaydı. Fakat ne zindan görevlileri ne de diğer komutan vb. kişiler bu adamın bir pagan olduğunu bilmiyorlardı.

Onu Avrupa devletlerinde üst düzey devlet görevlisi bir misyoner sanıyorlardı. Bazı gardiyanlar ise onun casus olduğunu söylemişlerdi. Ve bu yüzden ona türlü işkenceler yaptılar.Hatta işkenceleri abarttılar ve yeni işkence yöntemleri bile denediler bu adamın üzerinde. Pagan ise kendini acıyla eğitmiş olduğundan dolayı acıya dayanıklıydı ve ne işkencecilerin istediği itirafları yapıyor, ne de acı dolu çığlıklar atıyordu. Bu da işkencenin dozunun yükselmesine sebep oluyordu her geçen gün.

Sonunda pagan bu işkencelere daha fazla dayanamadı; ama ölürken anlaşılmaz bir lisanda, arada antik Latince’ye benzer kelimeler kullanarak dua tarzı sözler söyledi. Tabii kimse bu sözleri önemsememişti. Paganın cesedi ise umulmadık bir hızda eriyip gitmişti.

Sonradan bu olaylar halkın kulağına gitti ve bazı insanlar paganın lanet okuduğunu anladılar. Ölen pagan, orada işkence gören insanların ruhlarının, Mesihin dünyaya geldiği güne kadar zindanların içine ve duvarlarına hapsolmasını, Mesihin geldiği gün ise; ruhların hesap sormak için serbest kalmasını dilemişti. O yüzden Yedikule Zindanları’nda bazen çığlıklar ve hatta Latinceye benzer bir lisanda söylenen sözler duyulur!

 

Bakırpaşa Köşkü

istanbul-tekinsiz-yerler-8

Bakırköy’de ‘Perili Köşk’ diye bilinen yer, İncirli istikametinde ilerlerken modern binaların arasında dikkat çekiyor. Semt sakinlerinin inanışı köşkün perili olduğu yönünde. Binanın senede bir kez kaybolduğu söyleniyor. Evin içinde yaşayan aile ise söylentilerin aksine köşkte normal bir hayat sürüyor. Ailenin annesi köşkte büyümüş, babası da uzun yıllar köşkün emektarı olarak görev yapmış. Yaklaşık 200 yıllık olan bu köşkün sahibi orada yaşamıyor.

 

Büyükada Rum Yetimhanesi

istanbul-tekinsiz-yerler-9

Yaklaşık 115 yıl önce inşa edilen bu bina, değişik amaçlarla kullanılmıştır. İstanbul’un Anadolu Yakası’ndan Fenerbahçe-Dragos arasında kalan sahil kesiminden Büyükada’ya bakıldığında büyük bir bina göze çapan en büyük yapıdır. Yetimhane olarak kullanıldığı yıllarda binanın ön cephesinde küçük çaplı bir yangın çıkar.Bina yangında fazla zarar görmez.Ancak, bu yangında bazı çocukların yanarak can verdiği söylentisi yayılır. Söylentiye göre, yangındaki panik sırasında çocuklardan biri bahçedeki kuyuya düşer. Ancak kimsenin oraya bakmak aklına gelmez. Çocuk kuyuda ölüme terk edilir. Bu olaydan sonra kuyunun içinden çocuk sesi geldiği efsanesi kulaktan kulağa yayılır. Adeta çürümeye terk edilen binadan çocuk sesleri geldiği efsanesi günümüze kadar ulaşır.

 

kaynak:Aktüel

Content Protection by DMCA.com

Okudunuz Bitti, Peki Ne Düşünüyorsunuz?