Büyük Ozan Neşet Ertaş Ölmedi, Yoruldu Gitti….

Büyük Ozan Neşet Ertaş Ölmedi, Yoruldu Gitti….

1317
Paylaş

Çağımızın en büyük ozanı, bağlama ustası Neşet Ertaş ‘ın ölümünün 3. yılı.

“Büyük üstat ölmedi, sadece yoruldu gitti.”

 

Film Gibi Bir Hayat: Neşet Ertaş

neset_ertas_4

1938 yılında Kırşehir’de doğan Neşet Ertaş, henüz 5 yaşındayken bağlama çalmaya başladı.  Babası da saz ustası olan Neşet Ertaş, daha sonra keman çalmayı da öğrendi. Babasıyla birlikte küçük yaşlardan itibaren düğünlere çalmaya giden büyük üstat, 8 yıl boyunca babasıyla şehir şehir gezdi.

 

14 Yaşında İstanbul ‘a Geldi

neset_ertas_1

Anadolu’ yu köy köy, kasaba kasaba  gezdi. Sanat işleriyle uğraşmaktan okula gidemeyen Neşet Ertaş, henüz 14 yaşındayken İstanbul’ a geldi.

Büyük ustanın kendi ağzından İstanbul ‘ a geliş hikayesi;

“Cebimde iki buçuk liram vardı. Kırşehir’den Ankara’ya kadar da otobüs iki buçuk lira, ben İstanbul’a gidiyorum. Ankara’da otobüsten indim, çığırtkanın birine gittim dedim ki “ben İstanbul’a gideceğim, param yok”. Elimde sazım var ya, “çal” dedi ben başladım çalmaya… Sırası gelince çığırmaya gidiyor, geri geldiği zaman çal demesine gerek yok, alıştım çalıyorum. 

Ne zaman vardıysam, ta gece yarısına kadar saz çaldım. En son otobüsün arkasında şöyle bir oyuk yer vardı beni oraya verdi, İstanbul’a kadar ayakta geldim..”

 

İlk Albüm

neset_ertas_2

İstanbul’ da, Sençalar isimli bir plak şirketine gitti, şirketin sahibi Ertaş’ın sesini duyduğu anda çok beğendi ve 16 yaşındayken “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” isimli ilk albümünü çıkarttı. İstanbul’ a alışamayan usta, 2 yıl sonra Ankara yerleşti.

 

Parmakları Felç Oldu

neset_ertas_3

Konserleri, albümleri büyük başarılara imza atarken parmakları felç oldu. Ve işsiz kaldı. Tedaviye girecek parası da yoktu. Kız kardeşleri Almanya’da yaşıyordu, 3 çocuğunu da alıp Almanya’ya gitti. Ertaş tedavi olduktan sonra parmakları hızla iyileşti, bu kez Almanya’da ismini duyurdu. Türk düğünlerinin vazgeçilmez ismi oldu.  Daha sonra Türk Halk Müziği, Türkiye’de yeniden parladı ve Ertaş da öne çıktı.

 

Sadece Türküleri Değil Kişiliği de Eşsizdi.

neset_ertas_5

Neşet Ertaş, söylediği sözlerle ne kadar mütevazi ve ne kadar eşsiz bir kişiliğe sahip olduğunu gösterdi.

Nil Karaibrahimgil’in: “Neşet Ertaş’ı tanımıyorum, dinlemedim.” Sözlerinden sonra: “Biz yaşlı adamız, kızımız henüz genç dinlemeyebilir, duymamış olabilir bu normal, bunda yanlış bir şey yok” demiştir. Bu açıklamalar sonrası Nil Karaibrahimgil’in özrü gecikmemiştir. 

Neşet Ertaş, İTÜ’den fahri doktora unvanı aldıktan sonra Can Dündar’a “Evet Neşet Usta, tebrik ederim. Önce heykeliniz dikildi, şimdi doktora aldınız. Ne hissettiniz bugün sahnede?” sorusuna; 

“Efendim, dikilen bir heykel bir gün olur sökülür, ama ekilen emek hiçbir zaman sökülemez. O koparılsa bile yine devamı gelir.” diye cevap vermiştir.

Süleyman Demirel’in döneminde Neşet Ertaş’a “Devlet Sanatçısı” unvanı verilmek istenmişti. Ancak üstat, “Herkes bu devletin sanatçısı bu ödülü almak bana ayrımcılık yapmak gibi geliyor. açıklamasını yapıp, ödülü geri çevirmiştir.

 

“Bana öldü demeyin; yoruldu, gitti deyin”

neset_ertas_7

Büyük usta, İzmir’ de 25 Eylül 2012 sabahında bu dünyadaki görevini tamamlayıp bedenen aramızdan ayrıldı. Ama o kendi ölümünü düşünerek ardında bıraktıklarına şunu öğütledi; “Bana öldü demeyin; yoruldu, gitti deyin.”

 

Neşet Ertaş’ ın Kendi Kaleminden Hayatı

Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama muharrem, anama döne
Dediysen atayı bildin dediler

Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler

O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile hakka niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler

Zalım kader devranını dönderdi
Tuttu bizi ibikliye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler

Anam döne ibiklide ölünce
Tam beş tane öksüz yetim kalınca
Beşimiz de perişan olunca
Babamgile burdan göçek dediler

Yürüdü göçümüz tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler

Yozgatın Kırıksoku Köyüne vardık
Bize ana yok mu diyerek sorduk
Adı arzu dediler bir ana bulduk
İşte bu anadır buldun dediler

En küçük kardaşı kayıp eyledik
Onun için gizli gizli ağladık
Üstelik babamı asker eyledik
Yine öksüz yetim kaldın dediler

Zalım kader tebdilimi şaşırttı
Heybe verdi dalımıza devşirtti
Yardım etti Yerköyüne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler

Yerköyden Kırıkkaleye geldik
Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
Kırşehire varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler

Yarin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yarin seni dediler

Kırşehirde yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankaraya gider yolun dediler

Ankarada (sünnetçi) Veysel Ustayı buldum
Epeyce eğleştim, evinde kaldım
Yüz lirayı verip bir yatak aldım
Etti isen böyle buldun dediler

Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulmazsan öldün dediler

Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Bunu da içeriye alın dediler

 

 

 

 

Content Protection by DMCA.com

Okudunuz Bitti, Peki Ne Düşünüyorsunuz?