Bir Pazar Akşamı Ankara “Yaram var, güldürme. Ölen yerlerim acıyor….”

Bir Pazar Akşamı Ankara “Yaram var, güldürme. Ölen yerlerim acıyor….”

484
Paylaş

13 mart 2016..Ankara’ da bir pazar akşamı…

“…6 ayda bir ülkenin göbeğinin de göbeğinde 3.bombalı eylem gerçekleşti. ölüp giden canlara, kararan hayatlara, iyileşmeyecek travmalara alıştırdınız herkesi. “hangi meydanda, nasıl bi bomba patlayacak da ölüp gideceğim?” diye düşünür oldu ülkenin gencecik insanları. “başımız sağolsun” dedik yuhaladınız, “çocuklar ölmesin” dedik vatan haini ilan ettiniz, “terör örgütünün iyisi kötüsü olmaz, yardım etmeyin” dedik casus dediniz. biz de yorulduk daha doğrusu ben yoruldum artık. dün patlamadan sonra telefona sarıldım. ankara’da üniversiteden canım kadar sevdiğim ev arkadaşım çalışıyor. hem de patlamanın olduğu yere çok yakın. uzun uğraşlar sonrası ulaştım. sesini duyunca her ne kadar bencilce de olsa rahatlıyor insan.

“bu sefer de ölmedim kanka” diye açtı telefonu. “17 şubat’taki bomba bizim servis geçtikten 5 dakika sonra patlamıştı, bugünkü bomba da ben güvenpark’tan dolmuşa bindikten yarım saat sonra patladı.” dedi. benim 10 yıldır tanıdığım adam değildi sanki telefonun karşısındaki. beraber çok ağladık, çok mutsuz olduk ama hiç bu kadar umutsuz bi ses duymadım ben ondan. ömrünün baharında üniversite mezunu, devletin koyduğu tüm saçma sınavlardan bir şekilde geçip yine devletin bakanlıklarından birinde çalışmaya başlamış bir mühendis adam bu kadar umutsuz olmamalıydı. ama dedim ya başardınız işte. sesimizdeki rengi soldurdunuz, gerçekten öldüremediklerinizin de içindeki heyecanı öldürdünüz. 2 hafta sonra yanına gitme planım vardı. yeni evine, işine hayırlı olsun demek için. “gelme kanka boşver” dedi lan adam bana. ve ben oturup düşündüm gitmemeli miyim gerçekten diye….” 

———————————

“patlamada oradaydım ben. yaralı olarak geri döndüm. hastanelerde yer kalmayınca yolladılar.
cam geldi.
birkaç dakika önce çıkmış olsaydım havaya uçacaktım resmen. gördüğüm fırlamış iç organlardan bazıları bana ait olacaktı.
oradaki insanların canlı hallerini ve patlamadan sonra ne hale geldiklerini gördüm.
resmen biraz ilerimdeydiler.
hayat ne tuhaf…
yürüyordum duraklara doğru. normalde yere bakarak yürürüm. ama kafamı kaldırdım baktım bir kez. çoğu da gencecik. ygs’den çıktık stres atalım diyen gençler vardı. gülüşüyorlardı. eğlendikleri belliydi yani. patlayacak olan 284 no’lu otobüsün durağında duruyorlardı. sonra birden her yer aydınlandı. büyük bir gürültüyle patladı. millet koşmaya başladı. ben kaldım öyle. durağa tekrar baktım. o gençler yok olmuştu.
böyle anlatınca hikaye gibi oluyor aslında.
oturmuşum kaldırıma. bir süre öyle kaldım. sonra polisler filan geldi. ambulanslar geldi. haberciler geldi. beni polisin teki sarstı şöyle. iyi misiniz filan dedi. yaralanmışsınız dedi. baktım kolumda cam parçası var. o ana kadar fark etmemişim. sonra gülme tuttu beni. kahkaha atmaya başladım.
adam kayış koptu demiştir.
sonra da başladım ağlamaya.
beni hastaneye götürdüler. pansuman yaptılar. sonra yer kalmadı.
yolladılar.
anlatmazsam patlardım, kusura bakma.
otobüse bindim yurda geliyorum. kolumu gören soru yağmuruna tutuyor. vah vah vah tüh tüh tüh.
yurda geldim. bizim bir arkadaş var. patlamadan 1 2 dakika önce nişanlısıyla konuşuyordu. patlama anında da telefondalardı kısaca. çocuk seni çok seviyorum asla bırakmayacağım seni demiş. o an telefon kesilmiş. patlama anında çocuk duraktaymış. kız apar topar hastaneye gitti. cesedi oraya almışlar. paramparça olmuş. yurda döndü. hiç konuşmadı. öyle kalakalmış. yatağına uzandı. 2 saat boyunca tavanı izledi.
yaza da düğünleri vardı.
2 saatin sonunda birden ağlamaya başladı. biz de rahatladık o da rahatlamıştır biraz. umarım.
sonra anlattı işte.
bugün hayatımda ilk kez yapmam gereken bir şeyi yaptım. kaldırımda otururken gülüp sonra ağladıktan sonra polis amcadan sigara istedim ve bir sigara içtim. galiba bu tarz bir şeye o an ihtiyacım vardı. amca da yanıma oturdu sohbet etti benimle. o da yaktı bir tane. sonra beni ambulansa bindirdi bacağı kopmuş biriyle.
o şeref yoksunu heriflerin yüzünden ülke bu halde. daha kaç insanın ölmesi lazım bizim uyanmamız için? ben bizzat oradaydım. bakanlar toplansın. bu yanlarına kalmayacak densin. kınansın, lanetlensin. olay bitsin. olan kendilerine olmuyor ki. ne suçu vardı oradaki insanların? o saatte orada olmak mı?…”

———————————

“…artik alistigimiz patlamalardan biri. evet. alistik. alistirdilar. surekli ayni dongu. insanlar oluyor. iki gun konusuyoruz. sonra tekrar oluyorlar. sonra yine ayni seyler. hep ayni seyleri konusuyoruz ve bizim icin konu kapaniyor. o insanlarin yakinlari icin kapanmayacagi kesin olsa da.

gercekten artik ne tepki verecegimi bilmiyorum. korkuyorum. sokakta ailemden, arkadaslarimdan birini kaybetmek istemiyorum ben. kendim de olmek istemiyorum….”

———————————

“saatlerce telefon başında, kara haber almak için beklemedim ben.
bugün benim canımdan can aldınız. sizin de canınız çıksın. seveniniz yok nasılsa, arkanızdan ağlayacak olan da.
siz geberin ve kimse ağlamasın.
“siz” kim mi?
yapma allah aşkına.
yaram var, güldürme. ölen yerlerim acıyor.
okuyunca gülümseyecek ne kadar iğrenç yaratık, mahlûkat varsa “siz” odur işte….”

———————————

“patlamadan tam 2 saat önce çiçekcilere bakarak ordan geçtik ablamla. çıldırmamak elde değil evden 2 saat geç çıksaydık, bi yerde takilip kalsaydik, patlatmayi 2 saat once planlamis olsalardi biz nolucaktik? orda olenleri dusunuyorum, ailelerini dusunuyorum, annemi dusunuyorum babami dusunuyorum naparlardi? biz nasil bir hayat yasiyoruz neyin icine cekiliyoruz? ayda bir patlama olan baskent mi olur? ne icin bunlar deger mi onca olume?” 

“saldırı sonrası ankara’da okuyan kız kardeşimi nasıl aradığımı bilemedim. telefon çalarken sanırım bilip de okumadığım dua kalmadı.

telefonu açtığında korkudan ağlıyordu. ilk kez ağlayan sesini duyduğumda mutlu oldum. korkudan iki kelime konuştu “yurttayım ben” dedi kapattık. tam bir saat önce güvenpark metrosuna binmiş. sakinleşince bir daha aradım ve hiç bir şey söyleyemedim. hiçbir şey nasihat edemedim, kızamadım, kelime konuşamadım….”

———————————

“yine ekrandaki cansiz beden fotograflarina bakiyorum bos bos. bir de yine ayni fotograflarda arkada gorunen british town tabelasina. cunku o allahin belasi tabela hayatimin en azindan 4 senesi boyunca okula gitmek icin otobus beklerken, ya da stajdan donerken metro cikisi gozume takilmistir. anilarimin tam orta yerinde bir bomba patliyor ve alevler yukseliyor.

artik ankara’da degilim, ama ailem ankara’da. whatsapta birbirimize fotograflarimizi gondermek icin olustudugumuz aile grubumuz artik patlamalar sonrasi herkes iyi mi haber versin diye kullaniliyor. tek tek mesajlari sayiyorum, herkes iyi, umarim arkadaslarim da hayattadir.

isin garibi o ilk gar patlamasindan sonra hissettigim nefes alamama, bogulma hissini artik hissetmiyorum. ilk patlamadan sonra gunlerce cevap aradigim burasi bu ulkenin baskenti nasil olur sorusunun cevabi artik bal gibi de olur, hatta bu gidisle yine olur. arkadaslarimin bazilari amerikan konsolosligi vatandaslarni uyardi, bizim canimiz can degil mi diye isyan ediyor. o sorunun cevabi da hayir degil uzun zamandir. cunku burasi yeni turkiye.”

 

..Ve daha yüzlercesi…Terörü lanetlemekten, başımız sağolsun demekten, acılı ailelere Allah sabır versin demekten, yeter demekten, kınamaktan, BAŞKA BİR ŞEY YAPMALILAR. Kınamakla, lanetlemekle olmuyor demek ki. Sokağa çıkan, işe giden, okula giden sevdiklerimizi dualarla yollamak, aman kalabalık yerlere gitme, kendine dikkat et…dedikten sonra sağ sağlim eve dönmeleri beklemekle bitmemeli bu ömür. Toplu taşıma araçlarına binerken elinde büyük çantası olan insanlara bakmakla, giysilerini gözümüzle kontrol etmekle, üstüne başına, saçına sakalın bakıp etiketlemekle bitmemeli bu ömür. Yaşadığımız şehirlerden korkarak bitmemeli bu ömür!!!!

Content Protection by DMCA.com

Okudunuz Bitti, Peki Ne Düşünüyorsunuz?

Alice: Hangi yoldan gideyim? Tavşan: Nereye gittiğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok...!