Bilim Adamlarından Ölüm Hakkında 5 Şaşırtıcı Bilimsel Bulgu

Bilim Adamlarından Ölüm Hakkında 5 Şaşırtıcı Bilimsel Bulgu

983
Paylaş

İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir yaşam da mutlu bir ölüm getirir.

                                       Leonardo da Vinci

Yazıya başlamadan önce çok ama çok sevdiğim sanatçı, bilim adamı, hayalperest bir adamın sözünü paylaşmak istedim.Mutlu bir ölümün iyi bir yaşam gerektirdiği kanısına varmış.İyi bir yaşamın da sanıyorum ki tam olarak bir karşılığı yok.

Şimdi üzerinde çok tartışılmış, yazılmış çizilmiş ölüm konusuna geldiğimizde ise bilimsel olarak yaklaşıp birkaç madde başlığı altında şaşırmaya başlayalım.

 

ÖLÜ BEDENİN KOKUSU

Ölü bir bedenin kokusunu tarif etmek mi ? Oldukça zor olmalı fakat neredeyse herkes bu kokunun kötü olduğu konusunda hemfikir.Peki ama neden ? Bilim bize der ki, insan bedeninin bozulması sırasında ortaya çıkan koku, 400’den fazla uçucu kimyasal bileşik içermektedir.Ve ekler, bu bileşiklerin birçoğunu da hayvanlarla ortak olarak bulunduruyoruz.Buna istinaden yapılan araştırmalar insan vücudunun çürümesi sırasında su ile reaksiyon verip alkol ve asit oluşturan organik bileşikler olan esterlerin açığa çıktığını gösteriyor.Bu esterler hayvanlar içerisinde sadece insana özgüdür ama asıl ilginç olan nokta ise şu, bu esterlere aynı zamanda özellikle çürümüş meyvelerde de rastlanıyor olması.

Ölülerle çalışanlar – bilirsiniz adli tıpçılar ve morgda çalışan bilim insanları – genellikle ölü bedenlerin mide bulandırıcı derecede tatlı koktuğunu tarif ederler.

ÖLDÜKTEN SONRA SAÇLAR VE TIRNAKLAR UZAR MI ?

Öldükten sonra saçlar ve tırnakların kısa bir süre boyunca büyümeye devam ettiğini duymuşsunuzdur.Gerçekten de, özellikle kısa bir süre sonra açılan mezarlardaki ölü bedenlerin saçlarının, sakallarının ve tırnaklarının uzadığı görülmüştür.Fakat bu tamamen göz yanılmasıdır.Yani bilim adamları der ki öldükten sonra saçlar ve tırnaklar uzamaz.Peki neden bu yanılgıya kapılıyoruz ? Bu yanılgının sebebi vücudun su kaybından dolayı büzüşmesidir.Bu durum bize saçları ve tırnakları daha uzun gösterir.Ölümden sonra saçlarımızın kökü ve deri altındaki tırnak matriksi canlı kalsa bile saç ve tırnakların uzaması için gerekli olan sistem hormonal sistemdir.Bu sistem de artık işlevini yerine getiremediğinden dolayı öldükten sonra saçlar ve tırnaklar uzamaz.

 

TELOMER UZUNLUĞU YAŞAM SÜRESİNİ ETKİLER Mİ ?

Telomer mi ? O da ne ? Sorularınızı hemen cevaplamak adına telomer hakkında ufak bir bilgi vereyim, ” Çekirdekli organizmaların kromozomlarının uçlarında bulunan özelleşmiş DNA tekrar dizilerine telomer denir”.

Geçmiş zamanlarda hücrelerimizin uygun çevre şartları altında ölümsüz olabileceği ve sonsuza kadar kendini yenileyebileceği düşünülmüş.Tabi bu bahsettiğimiz olay o zamanlar ne kadar imkanlı görünmüşse bu zamanlarda da imkanlı.Ne demek yani ? Demek istediğim bilim insanları ölümsüzlüğü buldu bulacak.3 boyutlu yazıcılarda organ oluşturup nakli bile gerçekleştirildi.Çok korkunç bir olay değil mi ? Ölümsüz olmak..Neyse şimdi konu dışına çıkmadan devam edeyim.Geçmiş zaman insanları bunu imkanlı görüyordu fakat takvim yaprakları 1961’e geldiğinde bunun böyle olmadığını keşfettiler.Hücrelerimiz 50 ile 70 bölünmeden sonra yenilenmeyi kesiyorlardı.Bu keşiften bir 10 yıl kadar sonra telomerlerin her bölünme sonunda belli miktarlarda kısaldığı anlaşıldı.Telomer belirli bir kısalığa geldikten sonra bölünme duruyor ve hücre ölüyordu.İşte bu yüzden telomer uzunluğunun yaşam süresi hakkında öngörüde kullanılabileceği ile ilgili deliller daha da arttı.Eğer bu telomer dediğimiz yapı yaşlanmayı kontrol ediyorsa birkaç yüzyıl sonra yaşam süremizi istediğimiz kadar uzatmak mümkün olabilir.Tabi bu konu hakkındaki araştırmalar son hızla devam etmekte.Malumunuz İsviçreli bilim adamları 🙂

ÖLÜM KORKUSU YAŞLANDIKÇA AZALIR MI ?

İnsanların yaşlandıkça ölümden korkmasını beklersiniz değil mi? Hiç de öyle değilmiş.Yapılan çoğu araştırma ölüm korkusunun 20’li yaşlarda en üst noktalarda iken, 60’lı ve 70’li yaşlara gelindiğinde bu korku ve endişelerin minimuma indiğini gösteriyor.Tabi 20’li yaşlar dediğimiz dönem insan kanının en deli aktığı dönem. Bknz: delikanlı. İnsan daha yaşayacağı çok şeyi olduğuna inanmakta ve doyumsuz bir dönemde olduğundan olsa gerek.

 

ÖLÜM HAKKINDA DÜŞÜNMEK BİZİ ÖNYARGILI YAPAR MI ?

Olaya biraz da psikolojik ve sosyolojik açıdan baktığımızda son 25 yılda yapılan araştırmaların verilerine göre ölümü düşünmek insanları sembolik ölümsüzlüğe itiyor.Nedir bu sembolik ölümsüzlük arkadaşım ? Yani insanlar daha fazla çocuk sahibi olmak ve kendi isimlerini çocuklarına vermek istiyorlar.Ve bu kişiler kendi neslinin devamını yine kendi adıyla sağlamaya çalışmakta.Bu dünyada kalıcı olmanın bir yolunu aramaktalar da denebilir.Ben de bu dünyadan geçtim ve gittim imzası bırakmak gibi bir şey olsa gerek.

Ayrıca yine ilginç bir şekilde, ölüm ile yüzleşince Tanrı ve ölümden sonra yaşam inancı, herhangi bir dine inanmayan insanlarda artış gösteriyor.

Content Protection by DMCA.com

Okudunuz Bitti, Peki Ne Düşünüyorsunuz?